İstanbul Geceleri

LARP Topluluğu/LARP Society

Season 3 : Alakabul – Iteration

From the pages of Book of Malfeasance:

“In the beginning was the Word, and the Word was One Above, it has been said. Well, who said the Word in the first place then? Despite our great age and wisdom, why can’t we know this?” asked Gregorius to the court, then turned the key on the wondrous coil-up gadget in his hand three times. When he raised his hand, the gadget took wing and started to fly around the court while singing like a real nightingale it was formed to look like. Even the most jaded ones in the court were affected by his wonders, with which he gave life to the unliving… This nightingale was not an exception. Escorted with the polite, perhaps somewhat envious but definitely sincere clapping, the nightingale landed in front of Michael’s Window, and continued singing until the key on its back stopped turning. Gregorius bowed his head, and continued speaking: “If there is any miracle, it does not lie with me, reverent eldest brethren. I am a simple reader of the Book of Lokman….

Read More

İstanbul Geceleri Sezon 3: Alakabul – Tekerrür

Kitab-ı Şerriye’nin sayfalarından:

“Başlangıçta söz vardı ve o söz Yukarıda Olan’dı denir. Peki o sözü eden kim? Bu kadar yaşımıza ve bilgeliğimize rağmen, neden bunu bilemiyoruz?” diye sordu Gregor divandakilere, hemen ardından avucunun içindeki mucizevi kurmalı zımbırtının üzerindeki anahtarı çevirdi üç defa. Elini göğe kaldırdığında ise, zımbırtı kanatlanıp, suretinde yapıldığı bir bülbül gibi şakıyarak odanın içinde dolanmak üzere uçtu. Divandaki çok görmüş ve geçirmişler bile etkilenirdi onun cansıza can verdiği harikalarından… Bu bülbül de bir istisna değildi. Nazik, belki biraz hasetli, ama kesinlikle içten alkışların eşliğinde Mikail’in Penceresinin önüne kondu bülbül, ve sırtındaki kurma anahtarının dönüşü duruncaya kadar şakımaya devam etti. Gregor ise, boynunu büktü ve sözlerine devam etti. “Bir keramet varsa bende değildir, Muhterem Ecdad kardeşlerim. Ben sadece Kitab-ı Lokman’ın okuruyum…

Read More

Vampirleri Neden Seviyoruz?

Ademoğlunun uzun ve kanlı tarihi boyunca en çok korktuğu şey nedir?

Babil kahramanı Gılgamış daha dört bin sene önce bu sorunun cevabını vermişti.

“Sen artık karanlıklar içindesin ve beni duyamaz oldun. Ben de öldüğümde Enkidu gibi olmayacak mıyım? Yüreğim umutsuzluk içinde. Ölümden korkuyorum.”

Vampirler hikaye anlatıcılığında cinsellik metaforu olarak görülmeye başlamadan çok uzun zaman önce ninelerimizin bizi korkutmak için anlattıkları masallardan ibarettiler – genç kızlara, doğum yapmış kadınlara, sevgililerine, çocuklarına ve hatta ahırdaki hayvanlara musallat olan, varlıklarını insanlara acı çektirerek sürdüren, oldukça zavallı ve ölümden daha kötü bir kaderi paylaşan mezar kaçkınları. Ürkütücü olmadıkları zamanlarda komedi unsuruydular.

Basit cinayetler işlemekten çok daha büyük kötülükler peşinde olan ama bir yandan da insanüstü çekiciliğe sahip, insanların dibi düşmeden yanına yaklaşamadığı vampirlerimizle ise Bram Stoker’ın Dracula’sından hemen önce tanıştık. Ahlaki değerlerin üstünde, asla olamayacağımız kadar özgür, kendini beğenmiş ve başkalarının yaşamını çalarak ölümsüzlüğünü sürdüren bu üst insanların yalnızlığında, sonsuz yaşamında hemen kendimize göre bir trajedi bulmuş olacağız ki, 19. yüzyıl tiyatro eleştirmenlerinin en çok şikayet ettiği meselelerden biri tiyatro sahnelerinde bir tane bile vampir içermeyen oyun olmamasıydı.

Read More

Alternatif 8 Vampir Filmi

 1. The Hunger

Miriam Baylock iki yüz sene önce sonsuz yaşam vaadettiği  müzisyen kocası John ile birlikte New York’taki muhteşem malikanesinde yaşayan güzel ve tehlikeli bir vampir hanımdır. Zengin çiftimiz günlerini sanatsal aktivitelerde bulunarak ve insanlardan beslenerek zevk içinde geçirmektedirler. Bu günlerden birinde, John hafıza kaybı yaşamaya ve bir anda yaşlanıp  çökmeye başlar. Miriam’ın vaadinin sonsuz gençlik değil, sadece sonsuz yaşam olduğunu anlayan John, primatlar üzerinde yaşlanma sürecini geri çevirmeyi sağlayacak deneyler yapan Dr. Sarah Roberts’tan yardım ister.

thehunger

Filmin birer adet Vampir David Bowie ile Catherine Deneuve barındırması izlemek için yeterli bir sebep esasında.

  2. Lost Boys

Genç bir anne iki oğluyla birlikte California’nın küçük sahil kasabalarından birine taşınır. Kasaba uzun süredir gizemli ölüm haberleriyle sarsılmaktadır. Kardeşlerden büyük olanı güzel bir kızın peşine takılıp kasabadaki motorcu çetesiyle arkadaşlık kurarken diğeri ise vampir avcısı olduklarını iddia eden iki çocukla vakit geçirmeye başlar. Bir süre sonra büyük kardeş tüm gün uyuyup gecelerini dışarıda geçirmeye başlar.

lostboys

Captain Peroxide olan Jack Bauer, evet.

3. Interview with the Vampire

Filmimiz Louis ismindeki vampirimizin iki yüzyıllık yaşam öyküsünü Daniel Molloy isminde bir gazeteciye anlatmaya başlamasıyla açılır. Kendisi 18. yüzyıl sonlarında güney New Orleans’ta varlıklı bir çiftlik sahibidir. Karısı ve çocuğunun ölümünün ardından yaşama isteğini yitirmişken Lestat isminde bir vampir tarafından dönüştürülür. Filmin 1976 yılında Anne Rice tarafından yazılmış aynı isimli romandan uyarlandığını ve filmin hemen ardından hala duygularını yitirmemiş vampirlerin yaygınlaştığını hatırlatayım. Toreador için teşekkürler.

interview-with-the-vampire

İnanmak güç ama minik vampirimiz Kristen Dunst.

4. From Dusk Till Down

İki banka soyguncusu kardeş ile silah zoruyla kaçırdıkları bir rahip, kızı ve Çin asıllı evlatlık oğlu Meksika sınırında Titty Twister isminde bir striptiz klübüne girerler, olaylar gelişir.  (Evet, bu bir Tarantino filmi.) Etrafta filmin bol miktarda sansürlü versiyonu dolaşıyor, dikkatli olun.

fromdusktilldown

Sex Machine… Nuff said.

5. Bram Stoker’s Dracula

Ejder Tarikatı’nın üyelerinden biri olan Vlad Dracula, 1462 senesinde Türklere karşı kazandığı zaferle evine geri döndüğünde kendisinin savaşta öldüğünü zanneden karısı Elisabeta’nın  intihar ettiğini öğrenir. Karısının sonsuza dek lanetlendiği düşüncesiyle öfkeden deliye dönen Vlad, evindeki küçük şapeli darmadağın eder ve Tanrı’yı reddeder. Böylece karanlığın tüm güçlerine sahip olup Elisabeta’nın intikamını alabilecektir.

I don't drink... Wine.

I don’t drink… Wine.

6. Thirst (Bakjwi)

Sang-hyun hastanedeki hastalara gönüllü olarak din hizmetleri sunan bir Katolik rahiptir. İşine olan bağlılığı ve sarsılmaz inancı sayesinde saygı duyulan bir adam olsa da gizli gizli inancını sorgulamaktadır ve sürekli üzüntü içindedir. Etrafı kasıp kavuran ölümcül bir virüse çare bulmak için gerçekleştirilen tıbbi deney için gönüllü olmaya karar verir. Deney başarısız olur ve Sang-hyun da bu ölümcül hastalığın pençelerine düşer. Ama kısa süre sonra mucizevi bir şekilde iyileşecektir.

thirst

7. Only Lovers Left Alive

Yüzyıllardır evli olan Adam ve Eve, dünyanın iki ucunda yaşayan iki vampirdir. Birbirleriyle teknolojinin sağladığı son imkanlarla haberleşmektedirler. Kan ile olduğu kadar bilgiyle de beslenen Eve, yakın arkadaşı Christopher Marlowe ile birlikte Tanca’da yaşamaktadır. Adam ise Detroit’te underground ortamlarda efsane olmuş bir müzisyendir. Adam’ın yaşadığı bir varoluşsal bunalım esnasında Eve Detroit’e onu ziyarete gelir. Eve’in beslenme sorunları bulunan kardeşi Ava’nın da aralarına katılmaya karar vermesiyle şenlik (!) başlar.

Only Lovers Left Alive

8. Let the Right One In (Låt den rätte komma in)

Annesi ile birlikte Stockholm’de yaşamakta olan Oscar tüm zamanını okulda kendisine zorbalık eden çocuklardan nasıl intikam alabileceğini düşünerek geçiren yalnız, tuhaf bir çocuktur. Bir gece Håkan isminde yaşlı bir adamla birlikte yan dairesine taşınan Eli adında solgun, zayıf bir kız çocuğuyla tanışır. Filmin özellikle Håkan’ın tüm hikayesini değiştiren berbat bir Hollywood versiyonu bulunuyor, aman sakın bulaşmayın.

lettherightonein


Bonus:
Ya da tüm bunları boşverip Buffy: the Vampire Slayer ve Angel izlemeye başlayın. Pişman olmayacaksınız.

buffy7

Saçı okşanan abimiz orijinal Captain Peroxide yani nam-ı değer Spike

 

LARP Duyurusu: İzmirCON

İG: İzmir’de Bir Gece

İstanbul Geceleri ekibi olarak İzmirCON 2016’dayız! 7 Mayıs Cumartesi günü, İstanbul Geceleri evreni dahilinde tek fasıldan meydana gelen bir oyunumuz olacak. 14 oyuncuyu keyiflendirmeyi düşündüğümüz oyunumuz 2015 senesinde İstanbul kentinde gerçekleşen bir vukuatın ardından çevredeki Kâbili topluluklarından bir tanesinin hayatlarından kısa bir kesit çıkaracak bize.

Eğer katılmak isterseniz,izmircon.org sayfasından yolculuğunuza başlayabilirsiniz.

izmirgeceleri

İstanbul Geceleri Sezon 2: Koca Ana

“Şahım, Efendim ve Sevgilim

Ne kadar ongun olduğumu anlatacak kelimeleri kağıda dökerken, yüzünde belirecek tebessümün tatlılığını şimdiden hissedebiliyorum.

Bundan yüzyıllar önce seni yuvandan etme cüretini kendinde bulan, cennetteki efi tohumunun kafası ezildi.

Hem de bir avuç velet bile denilemeyecek kadar genç tarafından…

Kendilerini bu topraklardan atmak kolay olacak.

Nadiren kehanetlere yüz verdiğimi bilirsin, ama Rogmi’nin Kehanetleri’nde yazanları görüyorum olanlarda.

Vefatı pek acı oldu Rogmi’nin, özellikle de yazdıklarını açıklayamadan.

Bir an önce Merân hanesinin anavatanına dönmesini bekliyoruz.

Muzaffer olacağız.”

Sevgili Dostlarımız, Oyuncularımız ve İstanbul ahalisi,

Öncelikle sizlere bir önceki sezonumuzda katılımınız için teşekkür etmek istiyoruz. Tekrarlıyoruz, pek keyif aldık, umarız en azından eşdeğer keyfi sizlere yaşatabilmişizdir.

Önümüzdeki günlerde yapmayı planladıklarımız hakkında biraz bilgi vermeye çalışalım izninizle. “Koca Ana” isimli ikinci sezonumuzun başlangıcı ve sonu hakkındaki detaylar an itibariyle aşağıdaki gibidir:

Nüfuz Muhit oyunumuz Kasım 2014 – Haziran 2015 arasında, Canlı oyunumuzise Ocak 2015 – Haziran 2015 arasında gerçekleşecek, 5 haftalık periodlar ile toplamda 5 düzenli, + 1 hikayenin gidişine göre bonus/kapanış oyunu gerçekleştirilecektir.

Bunu belirttikten sonra, siz sadık ve deneyimli oyuncularımıza hitaben söyleyebilirim ki, Nüfuz ve Muhit oyunlarını biraz daha düzenlemiş, biraz daha pürüzlerini gidermiş bir şekilde sürdüreceğiz. 2000 senesinden 2014 senesine kadar geçen süre içerisinde. Varolan karakterlerin neler yaptığı ile başlamayı hedefliyoruz. Ancak bu ara dönem için biraz daha kişisel bir yaklaşımımız olacak. Sizlerle bire bir (ya da bire dört, hikayeci ve asistan sayımız göz önüne alınırsa) tercihen yüz yüze bu işi gerçekleştireceğiz. Bu nedenle, 10 Ekim 2014 – 20 Ekim 2014 arasında, uygun olduğunuz bir zamanda bu işi halletmek, karakterinizi yenilemek ve yapacaklarınızı öğrenmek amacıyla bir iki saatinizi alacağız.

Hemen arkasından, siz oyuna katılmayı düşünen Yeni oyuncularımıza seslenelim. 10 Ekim – 30 Ekim tarihleri arasında, bir kere daha oyuncu alımlarına başlayacağız. Oyunumuza katılmanız için iki seçenek mevcut:

Geçici Oyuncu: Oyunumuzun ikinci sezonu boyunca oyuna sürekli gelemeyecek oyuncular için mevcut seçeneğimiz. Bu seçenekte oyunculara karakter yapımında bir kısım serbestlik sağlayabilsek bile, daha çok “hazır” diye tabir edilen karakterleri, özellikle hikayemizin ihtiyaç duyacağı rolleri oynamak üzere sunacağız.

Sürekli Oyuncu: Yukarıda belirttiğimiz oyunların en az 4 tanesine katılabilecek kişilere sunduğumuz bir seçenek. Sürekli olarak geliştirdiğiniz karakter(ler)inizi istediğiniz yöne götürmekte, çok daha serbest olacağınız gibi, diğer karakterlere göre daha fazla gelişebileceğiniz yönler mevcut olacak.

Daha önceki sezon içinde, beklenmedik hayat koşulları nedeniyle katılım yapamayan oyuncularımız oldu. Burada üzülerek eğer katılamayacaksanız, lütfen bir başka heveslinin yerini almamanızı rica etmek durumundayız.

10 Ekim’e kadar her gün gelişmeleri sunacağız.

Sevgilerle

İstanbul Geceleri Ekibi

 

Düğün

Cemiyetten son havadisler…

giovanni_2

Uyanış

  “Tarih tekerrürden ibarettir”

Anonim –

“Geçmişten adam hisse kaparmış… ne masal şey!

Beş bin senelik kıssa, yarım hisse mi verdi?

Tarih’i tekerrür diye ta’rif ediyorlar;

Hiç ibret alınsaydı, tekerrür mü ederdi?”

Mehmet Akif ERSOY – SAFAHAT

Gecenin çökmesi her zaman bir keyif ile karşılanırdı Şafak Sultan tarafından. Bir kere daha gözlerini açıp, ihtiyacı olmadığı halde ciğerlerini, köhne ahşabın parlak cilasının bile gizleyemediği çürümüş kokusu ile doldurmanın verdiği keyifti bu, ölümsüzlüğün keyfiydi. Kaba ve kalın parmakları ile bölmenin kapağını yana ittirirken, teninin doğal karanlığını gizlemesi ve görenlerin aklını bulandırarak şahsını sadece kendisinin dilediği gibi görmeleri için çürümüş kalbini bir kez attırdı.

“Açlık…” Uzun zamandır hissetmediği kadar güçlü bir açlığın, yavaşça aklının ve kalbinin çevresine, ipeksi bir dokunuşla dolanmaya başladığını hissedince bir an için duraksadı. Hemen ardından, ölümlü günlerindeki yuvasını hatırlatan sert yatağından kalkıp, karşısında ayakta durmakta olan hizmetliye gözlerini dikti.

Read More

Powered by WordPress & Theme by Anders Norén